Dil öğrenme ve zeka gelişimi arasındaki muhteşem senfoni!

Yabancı dil öğrenme üzerine yapılan yeni araştırmalar, birden fazla dil bilmenin beyin üzerinde önemli bir etkiye sahip olabileceğini gösteriyor. Peki bu, gerçekten doğru mu? Dil öğrenme ve zeka arasında nasıl bir ilişki var?

Yabancı dil öğrenme zekayı nasıl etkiler?

Dünya nüfusunun %50’den fazlası birden fazla dil biliyor veya aktif olarak yeni bir dil öğreniyor. İki veya ikiden fazla dil bilen insanların, daha zeki olduğu veya beyinlerinin farklı bir şekilde işlediği söylenir. Yeni araştırmalar, birden fazla dil bilmenin beyin üzerinde önemli bir etkiye sahip olabileceğini gösteriyor. Peki bu, gerçekten doğru mu?

 Birden fazla dil bilmenin beyin üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğu konusuna geçmeden önce “öğrenme nasıl gerçekleşir, öğrenme üzerinde etkili olan faktörler nelerdir” gibi soruları ele alalım.

Öğrenme nedir? Nasıl gerçekleşir?

Belirli durumlar ve sorunlar karşısında tepki ve davranış oluşturarak, gerektiğinde bunları değiştirip yenilerini edinebilme yeteneğine öğrenme denir.

Aslında öğrenme sürecinin nasıl gerçekleştiğini açıklayan birkaç teori var. Bilinen en eski teorilerden biri,1957 yılında davranışçı B.F Skinner tarafından ortaya atıldı. 

Skinner, öğrenmenin edimsel şartlandırmanın bir sonucu olarak ortaya çıktığını savunur. Herhangi bir ihtiyaç anında, organizmanın kendiliğinden sergilediği davranışlara “edim”, bu süreçte ortaya çıkan öğrenmeye de “edimsel öğrenme” adını verir.

Öğrenmenin organizmanın kendiliğinden ortaya koyduğu edimlerle gerçekleştirilebileceğini iddia eden Skinner, bu edimlerin aynı zamanda, onları izleyen sonuçlardan etkilendiğini ileri sürer. Yani, sergilediği bir davranış sonucunda hoşuna giden bir durumla (ödül vb.) karşılaştığında, organizmanın o davranışı tekrar etme eğilimi artar.

Dil öğrenme konusuna geri dönecek olursak; Skinner, dil öğrenmenin çevresel etkilerin bir sonucu olduğuna inanır.

Dil edinimi nedir? Dil öğrenimi nasıl gerçekleşir?

Dil edinimi, bir dili kavradığımız ve doğru bir şekilde konuşmayı öğrendiğimiz süreçtir. Skinner’e göre, dil öğrenmenin temelinde pekiştirme, sönme ve genelleme gibi edimsel öğrenme kuramına ait temel ilkeler vardır. Pekiştirilen sesler, kelimeler veya cümleler, tekrar edilir. Çocuk, pekiştirilen kelimeleri veya cümleleri söyleyip çevresinden ilgi gördüğünde ise, bir farkındalığa erişir. Bununla birlikte, pekiştirilmeyenler ise zamanla kullanılmamaya başlar. Ve nihayetinde söner ve çocuk bu sesleri zamanla dağarcığından tamamen çıkarır,

Bu kuram, dış etkinin dil öğrenmenin arkasındaki tek neden olamayacağını savunan Naom Chomsky’nin görüşüne tezat oluşturur. Naom Chomsky, tüm insanların, cümle kurmada kullanılan gramer kuralları ve kategoriler de dahil olmak üzere; dili oluşturan bilgileri içeren varsayıma dayalı bir beyin mekanizması ile doğduğunu öne sürer. 

Dil Edinim Mekanizması (LAD) olarak adlandırdığı bu mekanizmadan, evrensel gramer olarak bahseder. Çocukların, dil bilgisinin evrensel kurallarını doğuştan bildiklerine ve bunları içgüdüsel olarak, başka bir dile ait öğrendikleri kelimelere, fiillere veya kuralla uygulayabileceklerine inanır.

“Yaradılış mı yetiştirme mi?” tartışması, dilbilimciler ve araştırmacılar arasında süregelen bir tartışma konusu olmuştur. Her iki teoriyi de doğrulayan güçlü kanıtlar olsa da dil edinimi tek bir teori ile açıklanamayacak kadar karmaşık bir olgudur.

Yabancı dil öğrenme yaşı kaçtır?

Yeni bir dil öğrenmek için en ideal zaman konusu da sürekli tartışılır. Bazı araştırmacılar, 5 ila 7 yaşına kadar olan zaman dilimini en ideal zaman olduğuna inanırken, bazıları ise, dil öğrenmenin yetişkinliğe kadar uzandığını savunuyor. Nitekim ergenlik döneminden sonra ikinci veya üçüncü bir dili öğrenen çok sayıda yetişkin var.

Çocuklar neden ikinci bir dili daha kolay öğrenir?

Bazı insanların, belirli bir yaştan sonra yeni bir dil öğrenmede zorlanmasının birkaç önemli nedeni vardır. Bu nedenlerden biri de “Nöroplastisite”, yani beynin çevresel uyaranlara tepki olarak değişme yeteneği  Çocukların beyinlerinin yetişkinlerden daha esnek ve biçimlendirmeye daha uygun olduğu söylenir. Bu yüzden de yeni bir dil öğrenmeleri yetişkinlere kıyasla daha kolaydır.

Öte yandan, dili öğrenirken kullanılan yöntemler gibi çevresel etkiler, bireyin dil öğrenmede başarıya ulaşıp ulaşamayacağını belirleyebilir. Sadece okula ve öğrenmeye odaklanan bir çocuk, yabancı dil dersine katılan bir yetişkinden farklı bir öğrenme deneyimine sahip olacaktır. Peki çok dil bilmek bireye ne kazandırır? Zekayı nasıl etkiler?

Yazının devamı için “Çok dil bilen çok mu zekidir?” tıklayınız.



Bir cevap yazın