Sosyalleşerek mi öğreniriz?

Sosyal öğrenme kuramı isminden de anlaşılacağı gibi temeli sosyal ortama dayanır.Sosyal öğrenme  insanın çevresindeki insanları gözlemleyerek onları taklit etmeye dayanan bir kuramdır.  Bu kuramda öğrenmek taklit ve model almayla gerçekleşir.

Hayatımızda öğrendiğimiz şeyleri nasıl öğrendiğimize hiç bakmayız. Sadece neyi bildiğimiz neyi bilmediğimizi net olarak ayırt edebiliriz.

Sosyal öğrenme kuramının temelinde gözlem sonucu taklit olsada,a raştırmalar bilişsel süreçlerin de davranış kazandırmada etkili olduğunu kanıtlamıştır. Zaten sosyal öğrenme kuramının bir diğer adı da sosyal bilişsel öğrenme diye geçmektedir.

Bu kurama göre insanın öğrenmesi sadece çevreyle sınırlı kalmamaktadır. Sosyal öğrenme kuramında insanlar öğrenmeyi bireysel yollarla bilişsel süreçleriyle ve davranışsal yöntemlerle gerçekleştirmektedirler.

Sosyal öğrenme kuramında bireysel, çevresel ve davranışsal etkilerin bireyde karşılıklı etkileşimi sonucunda öğrenmenin gerçekleştiğine inanılır.

Bu üç temel etken; bireysel,çevresel ve davranışsal faktörler  öğrenmeyi hızlandırırken sadece öğrenme bununla sınırlı kalmamaktadır.

İnsan sosyal ve sosyalleşmeye bağlı bir canlıdır. Bu yüzden bireyin öğrenme sürecini değerlendirirken bireysel olarak her bir insanı kendince biricik olarak değerlendirmeli ve öğrenme kuramlarına bağlı kaldığımız kadar nasıl daha iyi öğrenme sağlanabilir buna da odaklanmayı ihmal etmemeliyiz. Herkesin ilgi alanları sosyalleştiği ortamlar farklı olduğu gibi öğrenme şekilleri de farklılık göstermektedir.

Sosyal öğrenme kuramı bu farklılıklara bir açıklık getirerek insanın sosyal bir varlık olduğunu göstermiştir. Hayatımızda öğrendiğimiz şeyleri nasıl öğrendiğimize hiç bakmayız. Sadece neyi bildiğimiz neyi bilmediğimizi net olarak ayırt edebiliriz.

Sosyal öğrenme kuramı insanın öğrenmeyi nasıl gerçekleştirdiğini incelediğinde, aynı toplumda yetişen bireylerin benzer şekilde aynı şeyleri öğrendiklerini deneylemiş.

Sosyal öğrenme kuramı, aynı toplumda yetişen bireylerden yola çıkarak bireyin çevresindeki diğer bireyleri model alıp ve onların davranışlarını,topluma katkılarını,bilişsel düşüncelerini gözlemleyip birey olarak kendine uygun olanları taklit ettiğini savunmaktadır.

Bazen öğrenme konusunda kendimize yettiğimizi ve yardım almak istemediğimiz zamanlar olur. Bu zamanlarda öğrenmeyi direkt yaşayarak görmek ve deneyimleyip tecrübe etmek isteriz. Ama neyi öğrenmemiz gerektiğini ve neyi bilmediğimizi de direkt öğrenemeyeceğimiz için burada sosyal öğrenme kuramı devreye girer.

Sosyal öğrenme kuramı kurucularından Bandura, bireyin her şeyi doğrudan öğrenemeyeceğine ve aslında doğrudan öğrenmenin çok da gerekli olmadığını savunur. Çünkü başka bireylerin deneyimleriyle de bilgiye kolayca ulaşılabileceğini ve bireylerin gözlem yeteneklerini kullanarak bireyleşme yolunda daha hızlı öğrendiklerine değinmiştir.

Sosyal öğrenme kuramında bazen model almak işe yaramayabilir ve toplumda tepkiye yol açabilir. Bu zamanlarda öğrenme, model alınan şeye gelen tepkinin gözlemlenmesi ve bilginin kullanışlılığına karar verilip devam edilip edilmemesi yani deneme yanılma yoluyla gerçekleşmektedir.

Sosyal öğrenme kuramına göre bilgiye ulaşmak sadece doğrudan gözlem ve model almakla olmamaktadır. Bireyin becerilerini geliştirmesi ve bunu gerçekleştirmek için kullanacağı belli başlı yöntemler mevcuttur.

Sosyal öğrenme kuramından bahsetmemiş olduğumuzu varsayarsanız,bir çocuğa yaptığı güzel davranışı tekrar edebilmesi için ne yapardınız diye sorsam ,birçok cevap alırım ve içinde yoğun gelecek cevaplardan birisi de ‘güzel davranışı pekiştirmek için onu ödüllendiririm’ olur diye tahmin ediyorum.Sosyal öğrenme kuramına göre; bir  davranışın ödülle tekrar edilmesini artırma yöntemine  dolaylı pekiştirme denilmektedir.

Yukarıdaki örnekte iyi davranışın ödülle pekiştirilmesini ve davranışın tekrarını sağladık. Peki örneğimizde ki çocuk kötü bir davranış sergilemişse o zaman davranışı söndürmemiz gerekmekte ve bunu da tabiki ceza yöntemiyle gerçekleştirilmesi gerektiğine değinmiştir sosyal öğrenme kuramı. İşte bu yönteme de dolaylı ceza denilmektedir. Dolaylı ceza yöntemi istenilmeyen davranışın tekrarını azaltmak için kullanılan yöntemdir.

Sosyal öğrenme kuramında kullanılan bir diğer yöntem de dolaylı güdülenmedir. Bunu kısaca açıklamak isterim. Sosyal öğrenme kuramında temel prensip model almak ve gözlem yapmaktır. Model aldığımız kişinin davranışı eğer olumlu sonuçlanırsa model aldığımız kişi gibi davranma isteğimiz artacaktır. İşte dolaylı güdülenme ,model alınan kişinin davranışını yapma isteğimizin artması demektir.

Son olarak bahsetmek istediğim diğer sosyal öğrenme kuramı ise emptri yoluyla öğrenme yani dolaylı duygusallıktır. Davranışını gözlemlediğimiz kişiye karşı geliştirdiğimiz empati ile onun yaşadıklarını kendimiz deneyimlememiş olmamıza rağmen model almaktır.

Örneğin deprem sonrası kaybetme korkusu gelişen bireyin yaşadıklarını empati etmemiz sonucu biz depremi deneyimlememiş olsak bile deprem sonrası kaybetme korkusunu öğrenmiş olmaktayız. Ya da ilk kez aşık olan kişinin tutkusu ve sevme tarzını gözlemleyerek aşık olmasak bile aşık olduğumuzda neler olabileceğini öğrenmiş olmak diyebiliriz.

Sonuç olarak Sosyal öğrenme kuramı bireye her ortamda öğrenmenin mümkün olduğunu savunmaktadır.



Bir cevap yazın